When we feel utterly overwhelmed by the constant bombardment of the problems we face, remember the story of the Hummingbird, an old African tale.
A great fire broke out in a giant forest. All the animals in the forest fled and began to watch the forest burn in sadness. They felt extremely exhausted, helpless and powerless. Except for a tiny hummingbird.
The hummingbird said, "I must do something to put out this fire," and went to the nearest stream and took a drop of water in its beak, then flew to the forest and left it on the fire. He was flying up and down as fast as he could, leaving the drops on the fire. At that time, all the other animals were watching the fire helplessly.
There were even elephants among them that could carry much more water with their huge trunks.
They asked the hummingbird: “What do you think you can do? You are a small bird, this fire is huge. You little wings, tiny beak. You can only carry one drop of water at a time.”
While they continued to say discouraging words, the hummingbird continued to fly without wasting any time, carrying water with its beak to extinguish the fire. Meanwhile, he turned around and replied to the other animals: "I'm doing the best I can."
Karşı karşıya olduğumuz sorunlarla sürekli bir şekilde bombardıman altında olduğumuz için kendimizi tamamen bunalmış hissettiğimizde, eski bir Afrika masalı olan Sinek Kuşunun hikayesini hatırlayın.
Dev bir ormanda büyük bir yangın çıkmış. Ormandaki bütün hayvanlar kaçışmışlar ve ormanın yanmasını üzüntü içinde seyretmeye başlamışlar. Kendilerini son derece tükenmiş, çaresiz ve güçsüz hissediyorlarmış. Küçücük bir sinek kuşu hariç.
Sinek kuşu, “Bu yangını söndürmek için bir şeyler yapmalıyım”demiş ve en yakındaki dereye gidip gagasına bir damla su almış, sonra ormana kadar uçup yangının üzerine bırakmış. Olabildiğince hızlı bir şekilde bir aşağı, bir yukarı uçup, damlaları yangının üzerine bırakıyormuş. O sırada bütün diğer hayvanlar çaresiz bir şekilde yangını seyrediyorlarmış.
Aralarında kocaman hortumlarıyla çok daha fazla su taşıyabilecek filler bile varmış.
Sinek kuşuna sormuşlar: “Ne yapabileceğini sanıyorsun ki? Sen küçük bir kuşsun, bu yangın ise dev gibi. Seni kanatların küçücük, gagan minicik. Her seferinde ancak bir damla su taşıyabilirsin.”
Onlar cesaretini kıracak sözler söylemeye devam ederken, sinek kuşu hiç vakit kaybetmeden uçmaya, yangını söndürmek için gagasıyla su taşımaya devam etmiş. O arada da dönüp diğer hayvanlara cevap vermiş: “Yapabileceğimin en iyisini yapıyorum.”DEDİ
Dev bir ormanda büyük bir yangın çıkmış. Ormandaki bütün hayvanlar kaçışmışlar ve ormanın yanmasını üzüntü içinde seyretmeye başlamışlar. Kendilerini son derece tükenmiş, çaresiz ve güçsüz hissediyorlarmış. Küçücük bir sinek kuşu hariç.
Sinek kuşu, “Bu yangını söndürmek için bir şeyler yapmalıyım”demiş ve en yakındaki dereye gidip gagasına bir damla su almış, sonra ormana kadar uçup yangının üzerine bırakmış. Olabildiğince hızlı bir şekilde bir aşağı, bir yukarı uçup, damlaları yangının üzerine bırakıyormuş. O sırada bütün diğer hayvanlar çaresiz bir şekilde yangını seyrediyorlarmış.
Aralarında kocaman hortumlarıyla çok daha fazla su taşıyabilecek filler bile varmış.
Sinek kuşuna sormuşlar: “Ne yapabileceğini sanıyorsun ki? Sen küçük bir kuşsun, bu yangın ise dev gibi. Seni kanatların küçücük, gagan minicik. Her seferinde ancak bir damla su taşıyabilirsin.”
Onlar cesaretini kıracak sözler söylemeye devam ederken, sinek kuşu hiç vakit kaybetmeden uçmaya, yangını söndürmek için gagasıyla su taşımaya devam etmiş. O arada da dönüp diğer hayvanlara cevap vermiş: “Yapabileceğimin en iyisini yapıyorum.”DEDİ

No comments:
Post a Comment
Note: Only a member of this blog may post a comment.